Son Yazılarımız

Cami içinde yasak edilenler

Önizleme
Sual: Cami içinde konuşmak, alış veriş yapmak, çocuklar için oyun yerleri yapmak, caminin içinden geçmek dinimizce uygun mudur?

Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde buyruluyor ki:

“Camiden bazen geçmek caizdir. Yol haline getirmek mekruhtur. Özür olursa, mekruh olmaz.

Camilere necaset sokmak mekruhtur. Üzerinde necaset bulunan kimse, camiye giremez. Fetâvâ-i fıkhiyyede diyor ki:

“Mescitte necaset gören kimsenin, bunu hemen temizlemesi lazımdır. Temizlemeyi özürsüz geciktirirse, günah olur. Namaz kılanın üzerinde, secde yerinde necaset görenin, bunu ona bildirmesi lazımdır. Bunu haber vermek ve namazı geçecek olanı uyandırmak vacip değil, sünnettir.”

Camide pazar kurmak, yüksek sesle konuşmak, nutuk söylemek, kavga etmek, silah çekmek, ceza vermek tahrimen mekruhtur.

Müminin hicvi, aşk, ahlaksızlık gibi haram şeyler bulunan şiiri okumak tahrimen mekruhtur. Camilerde ilahi ve mevlitleri namaz kılanlara mani olmamak şartı ile, ara sıra okumak caizdir. Her zaman okuyup, adet haline getirmek caiz değildir.

Camide bir şey yemek, uyumak mekruhtur. Misafir olan müstesnadır. Misafir, camiye girerken İtikâfa niyet etmeli, önce tehıyyet-ül-mescid olarak, namaz kılmalıdır. Sonra, yiyebilir ve dünya kelamı konuşabilir. İtikâf eden de yiyebilir, yatabilir. İtikâf sünnet-i müekkededir. İtikâfı terk etmek, beş vakit namazın sünnetlerini özürsüz kılmamak gibi olduğu Berîka da yazılıdır.

Camide soğan, sarımsak gibi fena kokulu şeyleri yiyene, sigara içene mani olmalıdır. Kasapları, balıkçıları, ciğercileri, yağcıları, üzerleri pis ise ve pis kokarsa ve üzeri pis kokanları ve cemaati dili ile incitenleri, camiden çıkarmalıdır. İlaç olarak kokulu şey özür ile veya unutarak yiyen, cemaate gelmez, mazur olur. Pis koku insanlara ve meleklere eziyet verir.

Camide, alış veriş olan her akit, sözleşme mekruhtur. Nikah yapmak ise müstehaptır.

İbadet etmeyip, camide dünya kelamı ile meşgul olmak tahrimen mekruhtur. Ateş odunu yiyip bitirdiği gibi, camide dünya kelamı konuşmak da, insanın sevaplarını giderir. İbadetten sonra, mubah olan şeyleri, hafif sesle konuşmak caizdir. İslâmiyetin beğenmediği şeyleri konuşmak, her zaman caiz değildir.

Cami içinde tütün içmek, soğan, sarımsak yemek haramdır.”

***

Sual: Bir kimse namaz kılarken, abdesti bozulursa, bu namazı tekrar mı kılmalı veya nasıl hareket etmelidir?

Cevap: Namazda iken, abdesti, guslü bozacak bir şey yapmak haramdır. Namazın son rekatinde teşehhüt miktarı oturmadan önce, abdesti ve guslü bozacak bir şey yapılırsa, namaz hemen bozulur. Teşehhüt miktarı oturduktan sonra yapılırsa namazı tamam olur. Bir kimsenin teşehhüt miktarı oturmadan evvel, abdesti kendiliğinden bozulursa, hemen gidip, abdesti tazeleyip, namazına devam edebilir ise de, baştan kılması efdaldir.

Namazda teşehhüt miktarı oturduktan sonra abdesti kendiliğinden bozulursa, hemen abdest alıp vacip olan selamı verirse, yahut abdest almayıp, namazı bozan bir şey yaparsa, mesela selam verirse, namazı tamam olur.

Guslünü ve abdestini Maliki mezhebine uyarak alan Hanefi mezhebindeki bir kimsenin, namazda abdesti, aynı özürden dolayı tekrar bozulursa veya abdest almak güç olursa, namaza dururken Maliki mezhebini taklit eder. Maliki mezhebinde, hastaların, ihtiyarların namazları böylece bozulmamış olur.

***

Sual: Bir Müslüman için, nafile ibadet yapması mı yoksa insanların dinlerini doğru öğrenmeleri için çalışması mı daha efdaldir.

Cevap: İslâmın temeli, imanı, farzları, haramları öğrenmek ve öğretmektir. Allahü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir. Gençlere bunlar öğretilmediği zaman, İslâmiyet yıkılır, yok olur. Allahü teâlâ, Müslümanlara Emr-i maruf yapmayı emrediyor. Yani benim emirlerimi, bildiriniz, öğretiniz diyor ve Nehy-i anilmünker emrediyor. Yani yasak ettiğim haramları bildiriniz ve yapılmasına razı olmayınız, diyor. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Birbirinize Müslümanlığı öğretiniz. Emr-i marufu bırakır iseniz, Allahü teâlâ, en kötünüzü başınıza musallat eder ve dualarınızı kabul etmez.) Yine buyurdu ki:

(Bütün ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda gazaya verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın sevabı da, emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı yanında, denize nazaran bir damla su gibidir.) İbni Âbidînde;

“Fıkıh aliminin Müslümanlara sağladığı faydanın sevabı, cihat sevabından çoktur” buyuruluyor.

***

Sual: Farzları, sünnetleri beğenmeyenin imanı gider mi?

Cevap: Farzları, sünnetleri, beğenmemek küfür olur.

Önizleme

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam2@gmail.com mail adresine gönderiniz.
Teşekkürler.
Hakiki Dinimiz site yönetimi