Önizleme

Son Yazılarımız

İslâmiyet ve sağlık

Önizleme
Sual: İslâmiyette beden sağlığı nasıl olmalıdır, Müslümanlar sağlık konusunda nelere dikkat etmelidir?

Cevap: Bugün, bütün üniversitelerde okutuluyor ki, doktorluk iki kısımdır: Biri hijyen, yani sıhhati korumak. İkincisi, terapötik, yani hastaları, iyi etmektir. Bunlardan birincisi başta gelmektedir. İnsanları hastalıktan korumak, sağlam kalmağı sağlamak, tıbbın birinci vazifesidir. Hasta insan, iyi edilse de, çok kere, arızalı, çürük kalır. İşte İslâmiyet, tababetin birinci vazifesini, hijyeni garanti etmiş, teminat altına almıştır. (Mevâhib-i ledünniyye) ikinci kısımda, Kur’ân-ı kerimin, tıbbın iki kısmını da teşvik buyurduğu, âyet-i kerimeler gösterilerek ispat edilmektedir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Rum imparatoru Herakliüs ile mektuplaşırdı. Birbirlerine elçi gönderirlerdi. Her iki tarafın sözlerini, mektuplarını, kitaplarda okuyoruz. (Mevâhib-i ledünniyye) tercümesi, ikiyüzotuzsekizinci [238] sahifesinde mektupların aslı da var.

Bir defa, Herakliüs birkaç hediye göndermişti. Bu hediyelerden biri, bir doktor idi. Doktor gelince dedi ki, (Efendim! İmparator hazretleri, beni, size hizmet için gönderdi. Hastalarınıza bedava bakacağım!). Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, kabul buyurdu. Emreyledi, bir ev verdiler. Her gün nefis yiyecek, içecek götürdüler. Günler, aylar geçti. Bir Müslüman, doktora gelmedi. Doktor, utanıp gelerek, (Efendim! Buraya, size hizmet etmeğe geldim. Bugüne kadar, bir hasta gelmedi. Boş oturdum, yiyip içip, rahat ettim. Artık gideyim) diye izin isteyince, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” tebessüm buyurdu. (Sen bilirsin! Eğer daha kalırsan, misafire hizmet etmek, ona ikram etmek, Müslümanların başta gelen vazifesidir. Gidersen de uğurlar olsun! Yalnız şunu bil ki, burada senelerce kalsan, sana kimse gelmez. Çünkü, Eshâbım hasta olmaz! İslâm dini, hasta olmamak yolunu göstermiştir. Eshâbım temizliğe çok dikkat eder. Acıkmadıkça bir şey yemez ve sofradan, doymadan önce kalkar!) dedi. Görülüyor ki, Müslüman, yani İslâmiyetin emirlerine uyan, hastalık çekmez. Müslümanlardan hastalık çekenler, emirleri öğrenmeyenler ve yapmayanlardır. Evet, ölüm hastalığı herkese gelecektir. Bu hastalık müminlere bir nimettir. Ahiret yolculuğunun habercisidir. Hazırlanmak, tevbe, vasiyet etmek için, alârm işaretidir. Cenâb-ı Hak, çeşitli hastalıkları, ölüme sebep kılmıştır. Eceli gelen, bir hastalığa yakalanacaktır:

Ecel geldi cihana, baş ağrısı behâne.

Ahkâm-ı İslâmiyyeye uyan, yani İslâmiyetin gösterdiği yolda giden kimsenin hayatı hastalıkla geçmez. Fakat, Peygamberlerden başka herkes, nefsine uyabilir. Günâh işleyebilir. Cenâb-ı Hak, günah işleyen Müslümanları, illet, kıllet veya zilletle ikaz etmekte, gafletten uyandırmaktadır. (Tam İlmihal s. 1045)

***

Sual: Gözle görülemeyen varlıklara inanmayanlar var. Görülemeyen varlıklara inanmamak yanlış değil midir?

Cevap: Etrafımızı beş duygu organımız ile tanıyoruz. His organlarımız olmasaydı, hiçbir şeyden haberimiz olmayacaktı. Kendimizi bile bilemeyecektik. Yürüyemeyecek, bir şey yapamayacak, yaşayamayacaktık. Anamız, babamız olamayacak, var olamayacaktık. Ruhumuza tatlı gelen güzelleri göremeyecek, güzel sesleri duyamayacak, onları sevemeyecektik. Allahlımıza yalnız duygu organlarımız için, durmadan şükür etsek, şükrünü ödemiş olamayız.

Duygu organlarımıza etki eden her şeye (Varlık) veya (Mevcut) diyoruz. Kum, su, güneş birer mevcuttur. Çünkü, bunları görüyoruz. Ses de bir mevcuttur. Çünkü, işitiyoruz. Hava, bir mevcuttur. Çünkü, elimizi açıp yelpaze gibi sallayınca, havanın elimize çarptığını duyuyoruz. Rüzgâr da yüzümüze çarpıyor. Bunun gibi, sıcaklık, soğukluk da birer mevcuttur. Çünkü, derimizle bunları duyuyoruz. Elektrik, hararet, yani ısı ve mıknatıs gibi enerjilerin [kudretlerin] de mevcut olduklarına inanıyoruz. Çünkü, elektrik akımının hararet ve mıknatıs veya kimya reaksiyonları meydana getirdiğini, ısı gelince sıcaklık olduğunu, ısı azalınca soğukluk olduğunu ve mıknatısın demiri çektiğini his ediyoruz, anlıyoruz. (Ben havanın, ısının, elektriğin mevcut olduklarına inanmam. Çünkü, bunları göremiyorum) sözüne yanlıştır diyoruz. Çünkü, bunlar görülemezlerse de, kendilerini veya yapıkları işleri, duygu organlarımız ile anlıyoruz. Bunun için de, görülemeyen birçok varlıklara inanıyoruz. Göremediğimiz için, yok olmaları lâzım gelmez diyoruz. Bunun gibi, (Ben Allaha inanmam. Melek, cin gibi şeyler yoktur. Var olsalardı görürdüm) sözü de doğru değildir. Akla, fenne uygun olmayan bir sözdür. (Tam İlmihal s. 1040)

Hiç yorum yok

Sorularınız Dinimiz İslam hocaları tarafından cevaplandırılacaktır. Lütfen suallerinizi: dinimizislam2@gmail.com mail adresine gönderiniz.
Teşekkürler.
Hakiki Dinimiz site yönetimi